GenelEvliya Çelebi ve Bursa

Evliya Çelebi ve Bursa

evliya celebi bursa - Evliya Çelebi ve Bursa

1640-41 yıllarında, henüz 30 yaşındayken bir gece rüyasında Hz. Peygamber’i görür Evliya Çelebi. Dili sürçer heyecandan ve “Şefaat ya Resulullah” diyeceğine, “Seyahat ya Resulullah” deyiverir. Ve şansa bakın ki, duası kabul olunur.

Bu rüyayı gördüğünün ertesi günü İstanbul’un Gedikpaşa semtindeki bir dostuna uğrar. Dostunun gönlüne nicedir Emir Sultan ateşi düşmüştür. Kendisine beraberce Bursa’ya Emir Sultan’ı ziyarete gitmeyi teklif eder. O anda içine bir kor düşen Evliya, teklifi hemen kabul eder ve anne ve babasına bile haber vermeden 20 arkadaşıyla birlikte Bursa’nın yollarına revan olurlar.

Gençler, bindikleri gemide başlangıçta oldukça keyifli bir yolculuk yaparlar. Segah faslıyla başlayan akşam, zevk ve sevinçle dolu geçer. Heybeliada’dan geçerek Mudanya’ya varırlar. Gurbette ilk Cuma namazını Mudanya’da kılan Evliya, Bursa’ya varır varmaz şehir hakkında bilgiler vermeye başlar.

Önce Bursa kalesini anlatır. Bu kalenin temellerinde görülen taşların her biri hamam kubbesi kadardır, bu yüzden de kalenin insan yapısı olamayacağına kanaat getirir. Bursa’nın nasıl fethedildiğini de anlatır ve fetihten sonra Kayseri, Konya, Niğde, Aydın, Saruhan, Larende, Darende ve Maraş taraflarından Müslümanların getirilip şehre yerleştirildiğini nakleder.

(Biliyoruz ki, Osmanlılar “şenlendirme” adını verdikleri bu yöntemi hemen her yeni fethettikleri şehirde uygulamışlardır.) Ayrıca Belh, Buhara ve Horasan taraflarından nice erenlerin Bursa’ya gelip yerleştiklerini ilave eder.

Şehrin bu yoğun manevi çehresi, Evliya Çelebi’yi fazlasıyla büyülemiştir anlaşılan kişudervişa ne satırları düşer not defterine: “Bursa, gördüğüm şehirlerin hiçbirine benzemez. Ruhaniyetli bir şehirdir. Burada olan büyük evliyalar, müfessirler, muhaddisler başka diyarlarda yoktur. Olsa olsa Bağdat’ta vardır.”

Evliya Çelebi, bize bir de o vakitler kutlanan ancak bugün unutulmuş bir Erguvan Bayramı’ndan bahseder heyecanla: Yılda bir defa Emir Sultan Hazretlerinin erguvan meclisi olup her yerden pek çok insan toplanır ki bu büyük derneğin tarifinden kalem acizdir. Böyle bir meclis ancak Emir Sultan şevkiyle olur.

Ulu Cami onun gözünde Bursa şehrinin Ayasofya’sıdır. Kandilleri, içindeki havuzu, fıskiyesi, yaldızlı nakışları, hat eserleri, kubbeleri, havuzundaki balıkları, ceviz minberi, kapıları, minareleriyle Ulu Cami zengin bir ışık büzmesine tutulur. Ardından diğer küçüklü büyüklü camiler anlatılır.

Çekirge ’deki Hüdavendigar Camii’ni anlatırken yine bir efsaneye başvurur. İlgimiz kamçılanmıştır bir kere: Bir gün Murad Han hazretlerinin bir doğanı uçup tak üzerine konmuş. Murad Han ne kadar doğanı çağırmışsa da gelmemiş.

Gelmek ihtimali olmadığını da anlayınca öfkelenip “kaskatı kal” dediğinde Allah’tı Teala’nın buyruğu ile o doğan tak üzerinde taş olup kalmıştır. Hâlâ durur. Herkesin gözü önünde bellidir. Giriş kapısı üzerindeki istalaktitlerin sanat ustalığı bundan daha güzel anlatılamazdı herhalde.

Her köşesinden su seslerinin duyulduğu bu şehri gezerken, yolu, içinden öd, amber, misk, gülsuyu kokularının geldiği bir çarşıya varır. “İçinden geçen adam” der Evliya, “bu çarşıdan çıkmak istemez.”

Seyyahımız, masallara bürünmüş köprüleri ve şehir güzellerini zikrederek “sudan ibarettir” dediği bu derinlikli şehirdeki yolculuğunu noktalar ve maceralı bir deniz yolculuğundan sonra elini öpmeye gittiğinde babası, “Safa geldin Bursa seyyahı, safa geldin” diyerek karşılar kendisini. Aklı karışmıştır. Haber vermediği halde babası onun Bursa’ya gittiğini nerden bilmiştir? Cevap tam Evliya Çelebi’ye göredir: Rüyasında!

***

İnsan Yüzlü Şehirler
Mustafa Armağan

Bursa Paintball

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz